Kabloları dolaşmış bir hayat yaşıyorum.
Oradan devam etmek üzere değil de tekrar ele alındığında dikkati çekmek üzere üst köşesinden kıvrılıp unutulan bir kitap sayfası gibi.
Yumuşatıcı kokan bir nevresimi bir insan kokusuna benzetmek gibi, olmadığını bilmek gibi.
Yer yatağına da benziyorum aslında.
Yastığın soğuk tarafını ararken her tarafını ısıttım çünkü. Rahat edemedim, kalktım bir sigara daha içtim, dişlerimi fırçalamam icab etti tabi sonra. Tam yatağa geçtiğim anda su almadığımı fark ettim, ne çok bira içmişim. Bardaktan su içmeyi hiç sevmediğimi bilenler bilirler, bildiler, belki bilemeyecekler. Bilmiyorum, konu bu değil.
Konu ne?
Bilmiyorum.
Ayaklarım çok sıcakken uyuyamam.
Az çalışarak çok para kazanıyorum örneğin. Bunu biliyor muydun? Ne iş yaptığımı bilmeyen arkadaşlarım var, ben de bilmiyorum. Arabam yok, evim rutubetli ve hiç param yok. Öğrenciliğimden kalan kredi kartımın limiti hala 500 lira, bu gün banka hesabımda 7 tl vardı, göz kırptı, dil çıkardım, nanik yaptı, hareket çektim. Gülüşüp uzaklaştık. Yarın seninle sigara alıcam dedim, sevindi.
Benim hiç param olmaz, iç param olur. İçmeyi severim.
Hiç iç cebim olmadı.
Oysa sen iç cepli giysileri sevdiğimi bilirsin, neden bana iç cebi olan bir şey almadın?
Tekila mataram da olmadı hiç. İç. Tekila iç bu gece, benden. Tuzları yani, param olmadığını söylemiştim.
Tekila içmek istiyorsan ben tuz olsun diye ağlarım sana.
İstersen terlerim de ama o zaman benimle sevişmen gerekir.
Saçmalıklar çok haklılar. Çünkü saçmalar.
Geçen gün kadının teki onun ‘idol’ü olduğumu söyledi. Uzun zamandır bu kadar içten kahkaha atmamıştım. Sonra ufak bir kriz geldi, kibarca ‘lavaboya’ gitmek üzere izin istedim falan, sandalyeyi yerine koyduğum anda kriz durdurulamaz oldu. Karnımı tutup sekerek kaçtım. Dakikalarca tuvalette lavaboya bakarak güldüm. Naber lan idol dedi sanki bana. Zaten lavaboya gelmiştim. Ellerimi yıkadım, masaya döndüm.
Kadın suratıma mel mel bakıyor tabi. 15 dakika önce öyle ciddiydim ki; tumturaklı cümleler falan sıçıyorum adice, böyle afili.
—Neden dedim Pınar Hanım, idol-ben falan eylemeyin ama nedendir, meraktayım. (Olanca sinir bozuculuğumda gülüyorum bu sırada.)
—Bilmiyorum dedi, sanırım hayatı senin gibi anlamak isterdim.
—Ne anlıyorum gibi gözüküyor dedim, burada biraz sesimin rengi değişip kaşım kalkmış olabilir.
Daha fazla devam etmemeliydik, hiç canım istemedi. Bir porsiyon daha kalamar söyleyip konuyu 45 saniye içinde lazer epilasyona ve yan flute getirdim.
El sıkışıp ayrıldık sonra.
Saçmalıklar çok güzeller.
Dünya gerçekten umrumda ama umrum nerede onu bulamıyorum.
Hiç mutlu değilim.